Ön İnceleme: Sürgündeki Şili, Kardelenler, Marksist Estetik

Merhabalar,

Uzun bir zamandır kitap incelemesi yazısı yaz(a)madığımın farkındayım. Aslında itiraf etmek gerekirse üniversiteden sonra kitap okuma alışkanlığımı bir türlü eski haline getiremedim. Kitap okumuyor değilim, okuyorum, hatta yaşadığım ilçede Pazar Kültür ve Sanat Evi‘nde bir kitap okuma grubu da organize ediyorum ama eskisi gibi içimden gelerek okuyamıyorum, kendimi zorlamam gerekiyor. Neyse, ilerleyen zamanlarda okuma alışkanlığımı tekrar eski haline getirip, blogumu daha aktif kullanmayı umuyorum.

Bugünkü yazım ise yeni bir serinin ilk yazısı olacak. Bir süredir Instagram hesabım üzerinde yaptığım kitap alışverişleriyle ilgili paylaşımlar (1 2 3 4 5) yapıyordum. Aldığım kitapların önsöz bölümlerini okuyor ve içeriğine şöyle bir göz atıp bir ön değerlendirme yazısı yazıyordum. Bu hafta da bir kitap alışverişi yaptım ve aynı şekilde yazısını hazırladım fakat bu sefer yazdıklarım Instagram’a sığmadı (yazı uzunluğu limitine takıldım). O halde ben de “niye bu içerikleri blogumda paylaşmıyorum ki?” diye düşündüm ve bu yeni serinin ilk yazısını hazırlamış oldum. Bu yazı serisinde aldığım kitaplarla ilgili bir takım ön değerlendirmeler yapıp, kitabı alma nedenim ve kitabın bana kazandıracağını düşündüğüm şeyler hakkında bilgiler vermeye çalışacağım. Hem böylece ilgili kitapların normal değerlendirme yazılarını yayınladığımda okumadan önceki ve okuduktan sonraki fikirlerimi de görebileceksiniz. Öyleyse başlayalım.

Okumaya devam et “Ön İnceleme: Sürgündeki Şili, Kardelenler, Marksist Estetik”

Okudum: Hayatın Kökleri – İlk Canlılar Nasıl Oluştu? (Mahlon B. Hoagland)

0000000441330-1Tüm insanlığın aklındaki en eski sorulardan biri de sanırım canlılığın ilk nasıl ortaya çıktığı sorusudur. Öyle ki, bu soru tarihte nice insanların aklını kurcalamış, onları fikirler üretmeye ve araştırmaya zorlamıştır. İnsanlar düşündükçe bu soruya cevap bulma ihtiyacı daha da artmış. Çünkü hepimizin hem fikir olacağı gibi insanlar olarak cevapsız sorulardan, dolayısıyla da belirsizlikten pek hoşlanmıyoruz. Çünkü beynimiz için belirsizlik, sürekli olarak enerji harcamaktan başka bir şey değil. Dolayısıyla mantıklı ya da mantıksız bir cevaba ihtiyaç duyar. Aslında ikisinin de beynimiz için bir önemi yoktur, kendisi sadece enerji tasarrufu derdindedir. Hatta farklı düşüncelere olan direncimizin arkasında da, beynimizin bu yapısı yatıyor. Çünkü farklı bir fikir demek, hali hazırda olan bir düşüncenin üzerine yeni bir düşünce yazmak, dolayısıyla da enerji harcamak demektir. Bu nedenle de farklı düşüncelere direnç gösteririz. Farklı düşüncelere olan direncimizi bir kenara bırakıp insanın cevap arayışına geri dönersek: İşte bu cevap arayışı kimisini dini anlatılara, kimisini de bilime yönlendirmiş. Okumaya devam et “Okudum: Hayatın Kökleri – İlk Canlılar Nasıl Oluştu? (Mahlon B. Hoagland)”

Okudum: Tek Kanatlı Bir Kuş (Yaşar Kemal)

Tek Kanatlı Bir KuşKorku, insan üzerinde farklı etkiler yaratabilen bir his. Özellikle uzun süre devam eden bir korkunun etkileri daha da güçlü oluyor ve bazen çevrenizdekilere de bulaşabiliyor. Bu durumda korku kişisel bir hâl almaktan çıkıyor ve toplumsal bir korku haline geliyor. Korku, toplumsal korku haline dönüşüp yine uzun süre devam ettiği taktirde, artık korkunun gerçek nedeni unutuluyor ve sadece korku kalıyor geriye. Nedensiz bir korkudan daha korkunç ne olabilir ki? İşte bu yüzden, insanlar unuttukları nedenlerin yerine efsaneler uydururlar. Efsane yanına korkuyu da alarak yayılır ve artık kimse gerçek nedenini bilmeden bir efsaneye inanarak korkmaya başlar. Tıpkı kitabımızın baş rolündeki karakterler Remzi Tavdemir, eşi Melek Hanım ve diğerleri gibi. Okumaya devam et “Okudum: Tek Kanatlı Bir Kuş (Yaşar Kemal)”

Okudum: Tembellik Hakkı (Paul Lafargue)

tembellik-hakki

“Yemenin, içmenin, sevmenin
bir de tembelliğin dışında,
tembellik edelim her işte.” — Gothold Ephraim Lessing

Konfüçyüs’ün çok sevdiğim ve kendime hayat felsefesi yaptığım bir sözü vardır: “Zevkle yaptığınız bir işi mesleğiniz olarak seçin. Böylece, ömrünüzün geri kalanında hiç çalışmak zorunda kalmazsınız”. Bu sözü okumadan önce ben de genelde sevmediğim işleri yapmaktan hoşlanmazdım ve zorla dayatılması durumunda her türlü karşı olurdum. Fakat bu sözü okuduktan sonra kendimce “bu kadar güzel anlatılamazdı gerçekten” dedim ve o gün bugündür hayat felsefem ve ilkem haline gelmiştir bu söz. Okumaya devam et “Okudum: Tembellik Hakkı (Paul Lafargue)”

Okudum: Ferrari’sini Satan Bilge (Robin Sharma)

ferrarisini-satan-bilge

Uzun bir süredir(yaklaşık 3-4 yıldır) kişisel gelişim kitaplarından uzaklaşmıştım. Aslında sevmediğim, nefret ettiğim bir tür değildir fakat kitabın değerlendirmesine geçmeden önce kişisel gelişim kitaplarından neden uzaklaştığımı birkaç neden ile açıklamak istiyorum. Öncelikli nedenim çoğu kişisel gelişim kitabı aynı şeylerden bahsetmesi. Aynı şeylerden kast ettiğim aslında kişisel gelişimin tüm anahtarlarının içimizde saklı olduğu sadece bunları ortaya çıkartmamız gerektiği, hedefimize ulaşmakta ısrarlı olmamız gerektiği vb. gibi şeyler oluyor genel de, bunların doğru olduğunu biliyorum elbette, bir şeye ulaşmak için çaba sarf etmemiz, ısrarlı ve kararlı bir şekilde yılmadan devam etmemiz gerektiği su götürmez bir gerçek fakat Okumaya devam et “Okudum: Ferrari’sini Satan Bilge (Robin Sharma)”

Okudum: Kâğıt Gemiler (Ayşegül Çelik)

kagit-gemiler

Hikaye ve öykü türünden bir eser okumayalı uzun bir zaman olmuştu. Neredeyse bir yıla yakın bir zamandır öykü türünde bir eser okumuyordum. Fakat bundan bir kaç ay önce sağ tarafta kapağını gördüğünüz kitabın bir alıntısı ile internet üzerinde karşılaşmam ve beğenmem üzerine kitabı okunacaklar listeme almıştım. Yine geçtiğimiz aylar da okuma sırasının geldiğini düşünerek farklı 3 kitap ile birlikte sipariş etmiştim. 13 Eylül günü başladığım bu kitabı 21 Ekim günü yani 3 gün önce bitirmiş bulundum. Kitap 96 sayfalık kısa bir kitap fakat içerisindeki öyküler öylesine güzel kurgulanmış eserler ki kitabı hemen bitirmek istemedim bu nedenle biraz ağır ağır yavaştan alarak okudum. Aslında öykü türünü hep sevmişimdir fakat uzun zamandır roman, deneme ve toplusal konular üzerine kitaplara odaklandığım için sanırım öykü türünden eserler okumaya fırsatım olmadı. Okumaya devam et “Okudum: Kâğıt Gemiler (Ayşegül Çelik)”

Okudum: Özgür Eğitim (Joel Spring)

ozgur-egitim-660354-Front-1

Eğitim yöntemleri konusu yıllardan beri her zaman tartışmalı bir konu olmakla birlikte bu konu da en çok tartışması yapılan konu eğitimde özgürlük konusu olsa gerek diye düşünüyorum. Benim de uzun zamandan beri kafamı kurcalayan bir konu olduğu için internette tesadüfen karşılaşmam üzerine okunacaklar listeme almıştım bu kitabı. Okuma zamanının geldiğini düşünerek yaklaşık 4-5 ay önce farklı 3 kitap ile birlikte sipariş etmiştim bu kitabı da fakat okuma sıramda farklı bir kaç kitap olduğu için bu kitaba ancak 7 Temmuz 2015 tarihi itibariyle başlayabildim ve 17 Ağustos itibariyle kitabı bitirmiş bulundum. Fakat hem önemli bulduğum kısımların fazla olmasından dolayı onları arşivime aktarmam uzun sürdü Okumaya devam et “Okudum: Özgür Eğitim (Joel Spring)”