Okudum: Hayatın Kökleri – İlk Canlılar Nasıl Oluştu? (Mahlon B. Hoagland)

0000000441330-1Tüm insanlığın aklındaki en eski sorulardan biri de sanırım canlılığın ilk nasıl ortaya çıktığı sorusudur. Öyle ki, bu soru tarihte nice insanların aklını kurcalamış, onları fikirler üretmeye ve araştırmaya zorlamıştır. İnsanlar düşündükçe bu soruya cevap bulma ihtiyacı daha da artmış. Çünkü hepimizin hem fikir olacağı gibi insanlar olarak cevapsız sorulardan, dolayısıyla da belirsizlikten pek hoşlanmıyoruz. Çünkü beynimiz için belirsizlik, sürekli olarak enerji harcamaktan başka bir şey değil. Dolayısıyla mantıklı ya da mantıksız bir cevaba ihtiyaç duyar. Aslında ikisinin de beynimiz için bir önemi yoktur, kendisi sadece enerji tasarrufu derdindedir. Hatta farklı düşüncelere olan direncimizin arkasında da, beynimizin bu yapısı yatıyor. Çünkü farklı bir fikir demek, hali hazırda olan bir düşüncenin üzerine yeni bir düşünce yazmak, dolayısıyla da enerji harcamak demektir. Bu nedenle de farklı düşüncelere direnç gösteririz. Farklı düşüncelere olan direncimizi bir kenara bırakıp insanın cevap arayışına geri dönersek: İşte bu cevap arayışı kimisini dini anlatılara, kimisini de bilime yönlendirmiş.

İnsanların başarmış olduğu şaşırtıcı bilgi birikiminin kökleri her şeyden önce içimizde doğuştan var olan yılmaz merak tutkusu ve doymak bilmez açıklama arzusundadır. İlk çağlardan beri bizi kuşatan bilinmeyenlerin gizemini, onu anlamaya çalışarak yok etmeye çabaladık. Bilinmeyen, ister barınak yapmada olsun; ister savaşta, tarımda, denizcilikte ve ya yeni karaları keşfetmede, bütün insan uğraşlarında istenmeyen bir yoldaştır.

– s.134, dokuzuncu bölüm.

Hayatın Kökleri: İlk Canlılar Nasıl Oluştu?” kitabı ise, bu cevap arayışını bilime yönelerek gidermeye çalışanların açtığı yoldan günümüze kadar ulaşmış bilgileri sade bir dille aktarmaya çalışan bir kitap. Yazarı, Mahlon B. Hoagland de biyoloji bilimine büyük katkıları (tRNA’yı keşfetmiştir) olan bir yazar. Kitabı yazmasındaki motivasyonu kendisine sağlayan kişi, “bilim insanlarının yaptıklarını, konunun dışındakilere de anlatmak zorunda olduğunu” savunan eşi. Yazarımız da “bilimi başkaları için de zevkli kılmak” amacıyla kolları sıvamış. Kitabın orijinal ismi: “The Roots of Life”, ilk olarak 1977 yılında basılmış. Elimdeki Nisan 2013 tarihli Alfa Yayınlarının “Alfa Bilim” dizisinden çıkmış kitabı dilimize kazandıran ise Şen Güven.

Ben genelde kitap okurken beğendim ya da önemli bulduğum kısımları not alarak ilerlemeyi seven biriyim, fakat bu kitap daha önce okuduğum kitaplardan farklı olarak doğrudan bilimle ilgili olduğu için bunlara ek olarak kitapta karşılaştığım bilinmeyen terimleri ve kavramları da not alarak ve araştırarak ilerlemek istedim. İlk sayfalarda kolayca ve okuma deneyimimi etkilemeyecek şekilde ilerleyebildim fakat ilerleyen sayfalarda, her paragraf için “acaba burayı not alsam mı?” diye düşünemeye başladım ve bu durumun okuma deneyimime zarar vermeye başladığını fark ettim, hatta o kadar ki bu yüzden kitaba 2-3 kez baştan başlamak zorunda kaldım, dolayısıyla bu kitap için hiçbir not almadan ilerlemeyi tercih ettim. Çünkü bilimsel bir kitap olduğu için hemen her paragraf önemli bilgiler içeriyor ve bunlar çoğunlukla önceden bilmediğim bilgiler oluyor. Not alarak kitap okumamın sebebi arada bir önemli bulduğum kısımları tekrar okumak istemem, bir nevi arşiv benim için, fakat bu kitap için şunu fark ettim: Bu kitap öyle aradan paragrafları ya da cümleleri ayıklayıp sonra bunlara bakılabilecek bir kitap değil. Gerektiği zaman ilgili bölümü direkt kitaptan okumam daha iyi olacaktır. Bu karardan ve ilk iki bölümden sonra okuma deneyimim daha akıcı hale geldi ve kavramlar da ilerledikçe kafama oturmaya başladı. Bu nedenle sizde bu kitabı okumaya karar verirseniz, benim tavsiyem: Her terimi ya da kavramı tamamen anlamak için o kadar fazla efor sarf etmenize gerek yok. Araştırdığınız halde anlamakta zorluk çekiyorsanız, çok fazla üzerinde durmayın ve okumaya devam edin, ilerleyen sayfalarda bazı kavramlar örneklendirildikçe daha anlaşılır oluyor. Aksi halde benim gibi tamamen anlamak için saatlerinizi araştırmaya ayırırsanız kitaptan biraz soğuyabilirsiniz.

İlk iki bölümü atlatmanın benim için zor olmasının, not alma alışkanlığımın dışında başka bir nedeni de var: Çeviri. Kitabı okunacaklar listeme eklemeden önce İnternet üzerinden araştırmış ve yorumlara bakmıştım, fakat çeviri konusunda olumsuz bir yorumla karşılaşmamıştım. Açıkçası ben de tam olarak çeviri kalitesi konusunda emin değilim, fakat, okuma deneyimim sırasında karşılaştığım bazı durumlardan bahsetmem gerek. Kitaba başladığım dönemdeki ruh halimden mi yoksa gerçekten kitabın çevirisinden mi kaynaklı olduğunu bilmiyorum fakat ilk iki bölüm akıcılık anlamında zorladı beni. Yer yer karşılaştığım devrik cümleler, noktalama hataları, durup geri dönüp tekrar okumayı gerektirdi. Ayrıca bazı paragraflarda cümleler anlam bütünlüğünü bozacak şekildeydi, bu da okuma deneyimimi etkiledi. Bu kitap önceden TÜBİTAK tarafından basılıyormuş daha sonra Alfa Yayınları yayın haklarını almış ve devam ettirmiş. Kitabı bitirdikten sonra araştırdığımda, İnternet üzerinde TÜBİTAK’ın baskının sorunlu olduğuna dair yorumlar gördüm. Alfa Yayınları da “düzeltilmiş çeviri” olarak tekrar basmış sanırım kitabı fakat benim elimdekinin TÜBİTAK çevirisi mi yoksa düzeltilmiş çeviri mi emin değilim. Ben de ileride kitabın orijinal dilindeki baskısını bulabilirsem okumak üzere okunacaklar listeme ekledim.

İlk iki bölümü, not almaktan ve tamamen anlamak için fazla efor göstermekten vazgeçmenin verdiği rahatlıkla atlattım bir şekilde. Sonraki bölümler biraz daha akıcı şekilde devam etti. Yer yer yine devrik cümlelere rastlasam da çok fazla etkilenmeden devam ettim ve kısa süre içerisinde bitirdim kitabı.

En gelişmişinden en ilkeline kadar her canlı varlık, kendi kendisinin kopyasını yaratmak için bölünebilme yetkisine sahip bir hücreydi veya hücredir.

– s.15, birinci bölüm.

Kitabın ilerleyişi bir canlının oluşumu gibi ilerliyor. Hepimizin ilkokul ve ortaokuldan hatırlayacağı gibi, kitap da öncelikle canlılığın en küçük yapı taşı olan hücreler üzerine odaklaşarak başlıyor ve yavaş yavaş gözle görülebilir büyüklükte organizmalara doğru ilerliyor. Bu ilerleyiş biyoloji bilimindeki keşiflerle birlikte kronolojik şekilde ilerliyor, zaten “bilim” üzerine koyarak ilerleyen bir disiplin olduğu için aksi bir durum da söz konusu olamazdı. Bilimin çalışma şekli, tüm kitap boyunca çok iyi işlenmiş. Fakat kitabın alt başlığının biraz yanıltıcı olduğunu belirtmem gerek. Şöyle ki: Canlılığın ilk oluştuğu zamanlardaki koşulları ve ortamı günümüzde kesin olarak bilemeyeceğimiz ve buna göre deney ortamları oluşturamayacağımızı yazar kendisi de belirtiyor. Dolayısıyla, alt başlıktaki sorunun kesin bir cevabı kitapta yer almıyor ama bilimsel yöntemler ve deneylerle, “canlılığın nasıl ortaya çıkmış olabileceği” üzerine bilgileri son derece açık bir şekilde aktarıyor kitap. Kitabın orijinal dilindeki alt başlığı: “A Layman’s Guide to Genes, Evolution, and the Ways of Cells (Layman’ın Genler, Evrim ve Hücre Yolları Üzerine Bir Rehber)bence kitabı daha iyi tanımlıyor ve oluşabilecek yanlış algıların da önüne geçiyor.

Kitap tam olarak orijinal dilindeki alt başlığındaki görevini yerine getiriyor. Canlı bir organizmanın içerisinde neler olduğunu, “nasıl çalıştığını”, biyolojiden anlamayan birine güzel bir şekilde açıklıyor. Daha detaylı şekilde merak edenler için de araştırabilecekleri birçok anahtar kelime içeriyor. Dolayısıyla, canlılık üzerine aklında soruları olan kişiler için iyi bir başlangıç kitabı olabilir ama çeviri kalitesinden emin olabilmek için, mutlaka satın almadan önce okuma imkanı olan bir yerde kitaba göz atmanızı tavsiye ederim. Kitabın “düzeltilmiş baskısı” ne durumda bilemiyorum fakat İnternet üzerinde okuduğum yorumlarda benim bahsettiğim sorunlardan bahseden pek görmedim, sanıyorum ki o yorumların sahipleri kitabı daha düzgün bir çeviriden okuma şansını yakalamışlar. Orijinal dilinden okuma imkanı olanlar için, tabii ki de kitabı o şekilde okumak çok daha verimli olacaktır. Zira ben de kitaba ilk satın aldığım zamanlardan (2013) bugüne İngilizce seviyemi biraz daha geliştirmiş olduğum için, bu kitabı da orijinal dilinden tekrar okumak istiyorum.

Kitabın konusu ile biraz alakasız gördüğüm bir bölüm var. 8. Bölümün ana başlığı “Kanser” ve bölüm içerisinde kanser hücreleri ve onların davranışlarıyla ilgili bilgilere yer verilmiş. Her ne kadar bir önceki bölümün sonunda yazar, kendince bu bölümü yazmasının nedenini açıklıyor olsa da, bana biraz kitabın genel akışına uymuyor gibi geldi. Yine de kanser hakkında bilmediğim birçok şeyi öğrenmiş oldum. Bu açıdan faydalı oldu diyebilirim ama kitabın en faydalı bulduğum bölümü son bölüm olan “Araştırma” ana başlığını taşıyan bölüm oldu. Hatta öyle ki, o bölüme kadar kitabın bende yarattığı olumsuz havayı biraz olsun gidermeyi başardı. Bu bölüm içerisinde bilimin nasıl çalıştığını, örneklerle birlikte çok iyi bir şekilde aktarıyor yazarımız. Aynı zamanda nelerin “bilim” kavramı içerisinde değerlendirilip, neler dışarıda tutulması gerektiğini de çok iyi açıklıyor. Yani bilimdeki “yanlışlanabilirlik” ilkesini çok iyi açıklıyor. Ülkemizde de sıkça yapılan, maalesef biraz da eğitim sistemimizden kaynaklı olarak, ‘Hipotez’, ‘Teori’, ‘Yasa(Kanun)’ kavramlarının birbirleriyle karıştırılması durumunun da önüne geçiyor aynı zamanda bu bölüm. Bu kitaba ilgi duyup da, araştırıp, bu yazıyı okuyorsanız, mutlaka “Evrim zaten bi’ teori, daha kanıtlanmadı ki” cümlesini çok sık duymuşsunuzdur diye tahmin ediyorum. Bu cümlenin neden yanlış olduğu işte tam da bu bölümde çok iyi bir şekilde açıklanıyor.

Bu kitap, en son lise birde biyoloji dersi almış beni biraz da olsa biyoloji konusundaki cahilliğimden kurtardı diyebilirim. Daha önce derslerde duyduğum bilgileri tekrar hatırlamanın yanına birçok yeni bilgi de edinmiş oldum. Biyoloji ve canlılık konusunda eskiye göre artık biraz daha bilgim var diyebilirim. Fakat bu bilgiyi kitaptan edinme süreci, sizin de yazıdan anlayabileceğiniz üzere biraz sancılı oldu. Yazı içerisinde fazlaca tekrarladım fakat son bir kez daha üzerinden geçmekte fayda var. Kitabın hangi çevirisini okuduğum hakkında bir bilgim yok, şu an basımda olanın düzeltilmiş mi yoksa bendekiyle aynı çeviri mi olduğunu da bilmiyorum. Dolayısıyla yazımı da, bu bilgiler ışığında değerlendirin. Eğer kitabı elinize alıp inceleyebilme imkanınız varsa, çeviri kalitesinden de emin olduktan sonra, bilime ve canlılığa olan merakınızı gidermeye başlamak için iyi bir kitap, tavsiye ederim; fakat, kitabı inceleme olanağınız yoksa biraz temkinli yaklaşmakta fayda var. Zira merak giderme amacıyla girdiğiniz bu yol, çeviri kalitesi vb. nedenlerden dolayı sıkıntılı bir hal almakla birlikte, merak duygunuzu da köreltebilir. Neyse ki bende böyle bir durum olmadı. Çeviri kalitesindeki bazı sorunlara rağmen, canlılık üzerine farklı soruların cevaplarını aramak için okumaya devam edeceğim.

Başka bir kitap değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle,
Esenle kalın…

Reklamlar

Yorum yazmak için;

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s