Okudum: Sosyalizmin Alfabesi (Leo Huberman)

Merhabalar,

Bu yazımın konusu başlıktanda anlayabileceğiniz üzere Sosyalizmin Alfabesi isimli kitap. Aslında bu kitabı bir kaç sene önce almış olmama rağmen ve de bir kere okumuş olmama rağmen tekrar okumak ve hakkında bir yazı yazmak istedim. Öncelikle tekrar okumamının nedeni şu; ilk okuduğumda sanırım lise 2’deydim ve kitap biraz ağır gelmişti o zamanlar. Yinede okuyup bitirmiştim fakat pek bi’ verimli okuma olduğunu söyleyemeceğim. Bu nedenle bende kitabı tekrar okumaya başladım(04-08-2014) ve bir hafta bir süreye bitirdim(15-08-2014). Okuma sırasında aldığım bazı notlarda var onlarıda sizinle paylaşacağım. Haydi artık kitabı incelemeye başlayalım.

Öncelikle bu kitabı okumadan önce Komünist Manifesto‘yu okumanızı tavsiye ederim. Çünkü Komünist Manifesto’dan sonra okuduğunuzda bir şeylerin daha iyi yerine oturduğunu fark edeceksiniz. Sanırım benim ilk okuyuşumda yaptığım yanlışlardan biri de buydu. Öncesinde Komünist Manifesto’yu okumadığım için bu kitapda anlatılan şeyler biraz havada kaldı diyebiliriz. Ve haliyle temeli olmadığı için verimli bir okuma olmadı benim için. Bu tavsiyeden sonra kitap hakkında söylemek istediklerime geçebiliriz.

Uzun zamandır aklımı kurcalayan bir kaç soru vardı kapitalizm ile ilgili. Bunlardan biri şuydu: “Kapitalizm kendini bu kadar geliştirmiş ve her yere girmiş, hatta insanların içine işlemişken(içine işlemekten kastım insanlar arasındaki duygusal bağın zamanla sadece parasal ilişkiye dönüşmesinden ve insanların paraya bu derece ciddi tapmasından bahsediyorum), nasıl olacak da bunu yenmeyi başaracağız?”. Bu endişemde aslında haksız da sayılmam. Bugün emeğin kalesi olarak gördüğümüz köylerde bile para uğruna insanların komşularıyla kavga ettiğini görebiliyoruz. Bu durumu fark ettiğimde haliyle benimde aklımda bu tarz sorular dönüp durmaya başlamıştı. Aslında bu konu hakkında farklı tespitlerimde mevcut ancak şuan konumuz bu değil, başka bir yazı yazabilirim belki bununla ilgili. Konumuza dönecek olursak, uzun zamandır aklımı kurcalayan bu tarz sorulara bu kitap ile birlikte yanıt bulmuş oldum. Özellikte kitabın sonundaki Sosyalizm Üzerine Sorular kısmı, benimde aklımda olan soruların cevabını içermesi açısından çok iyi bir bölümdü. Bu bölüm içerisindeki, aklımdaki sorulara en çok benzeyen ve yanıtımı bulduğum şu soru ve cevabı oldu: “İnsanın doğasını değiştiremeyeceğimize göre sosyalizm olanaksız bir şey değil midir?“. Kitabın yazarı Leo Huberman‘ın bu soruya kitap içerisinde verdiği cevap şu şekilde:

“(…) Bütün insanlarda, hayatta kalabilme ve türünü sürdürme içgüdüsünün doğuştan var olduğu belkide bir gerçektir. Beslenme, giyinme, barında ve cinsel ihtiyaçlar temel gereksinimlerdir. Bu kadarı “insan doğası” olarak kabul edilebilir. Ancak, bu isteklerini tatmin etmek için seçtikleri yolun, kapitalist toplumda alışılagelen yol olması gerekmez. Bu, daha çok, içinde doğup büyüdükleri kültüre bağlıdır. Eğer bir insanın temel gereksinimleri, bir başkasını yere sermekle karşılabiliyorsa, insanların birbirlerini yere sereceklerini varsayabiliriz; yok eğer, insanın temel ihtiyaçları işbirliği ile daha iyi karşışanabiliyorsa, insanların işbirliği yapacaklarını kabul edebiliriz. 

İnsanın bencilliği, daha çok ve daha iyi yiyecek, giyecek, barınak ve güvenlik isteğinde ifadesini bulur. Bu ihtiyaçların, kapitalizmde, sosyalizmdeki kadar karışalanamayacağını öğrenirse, gerekli değişikliği yapar.”

Bu cevap bana gayet mantıklı ve gerçekleşebilir bir şey olarak geldi.

Kitabın ilk kısımları genel olarak kapitalizm eleştirisi olarak başlıyor ve daha sonra Sosyalizm’in tanımı yapılarak ve daha önce belirtilen kapitalizm eleştirilerinin Sosyalizm ile nasıl çözüleceğini anlatıyor. Bu açıdan gerçekten sosyalizmi anlamak için okunması gereken kitapların başında olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Sosyalizm ile ilgili yaptığı şu tanım gerçekten çok güzel ve tam anlamıyla Sosyalizmi anlatak bir tanım olmuş:

Sosyalizme inananlar, üretim araçlarını üzerindeki özel mülkiyetin kamu yönetimine geçmesi ile insanın tüm sorunlarının çözüleceğini iddia etmiyorlar. Sosyalizm, ne şeytanları meleğe dönüştürür, ne de cenneti yeryüzüne indirir. İddia edilen şeyler, sosyalizmin kapitalizmin belli başlı kötülüklerine çare bulacağı; sömürüyü, yoksulluğu, güvensizliği, savaşı ortadan kaldıracağı ve insanlar için daha büyük bir refahın ve mutluluğun kapılarını açacağıdır.”

Kapitalizmin Eleştirisi kısmında Kapitalizmin ne kadar savurgan olduğunu daha iyi betimlemek için yazılmış şu satırları sizinle paylaşmak isterim: (harcanan paralar insanın dudağını uçuklatacak cinsten)

Birinci Dünya Savaşının maliyeti 200 milyardır. 1935 yılında, “Rich Man, Poor Man” adlı eserin yazarları, bunun ne demek olduğunun ölçütünü verdiler. Ölçüt şu:

“Bu parayla, Amerika, İngiltere, Belçika, Fransa, Avusturya, Macaristan, Almanya ve İtalya’da her bir aileye (enflasyon öncesi doğlar değeriyle) 3.000 dolarlık bir ev ve bir bahçe yeri verilebilinirdir.”

“Ya da bu parayla, Amerika’daki bütün hastanelerin masrafları 200 yıl boyunca karşılayabilirdik. Devlet okullarımızın 80 yıllık giderlerini karşılayabilirlik. Veya eğer 2.150 işçi, 40 yıl süreyle, herbiri yıllık 2.500 dolarlık ücretle çalışsaydı, toplam kazançları, Dünya savaşının ancak bir günlük masrafını karşılayabilirdi!”

İkinci Dünya Savaşının maliyeti bunun beş katıdır.

Hiçbir şey, kapitalist sistemin savurganlığını, savaş kadar gözler önüne seremez.

Rakamlar gerçekten dehşet verici. Yazar kapitalizm ile ilgili eleştirisini belirtirmek bazı yerlerde yer yer tekrara düşmüş. Bu biraz okuma sürecini sıkabiliyor fakat yinede kitaba devam etmeniz açısından bir engel oluşturacağını sanmıyorum. Zira kitabın ilerleyen sayfalarındaki anlatımlar gerçekten çok iyi olduğu için devam etmek ve bitirmek isteyeceksiniz. Tekrara düştüğü kısımlarda biraz sabırlı olup okuma performansınızı düşürmeden o kısımlardan alabildiğini kadarını alıp devam etmenizde fayda var.

Son olarak kitapdaki beğendiğim kısımlara ulaşmak için şu adresi ziyaret edebilirsiniz: https://www.goodreads.com/review/show/963205215

Not: Bu kitap incelemem ilk olduğu için bazı yanlışlarım olmuş olabilir bu nedende sizlerden özür dilerim ancak artık daha çok kitap incelemesi yazma kararı aldığım için ilerde bu konuda kendimi geliştireceğimden ve incelemede nelerden bahsedilip nelerden bahsedilmeyeceğini daha iyi anlayacağımdan şüpheniz olmasın. Tavsiyeleriniz için yorum yazabilirsiniz ve bu gerçekten beni çok mutlu eder. Lütfen yazı hakkında yorumlarınızı belirterek bana katkıda bulunun. Zira her şeyi siz değerli okurlarım için yazıyorum ( :

Bir başka kitap incelemesinde görüşmek dileğiyle,
Esenle kalın…

Reklamlar

Yorum yazmak için;

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s